Yok!

 

 

      Nerdeyim ben? …………………Park ettiğim araçtan çıkmam neden böylesi uzun sürüyor? her yer tanıdık.Dönüyorum köşeyi, ” soluna bakma” diyor içimdeki ben.Dışımda ki dönüp kerelerce bakıyor….sonun da başım sola kilitleniyor /sol gözümde yaş   /   sağ taraf hissiz.

Herkes neredeeeee?

Kırmızı halıların merdivene eş olduğu giriş, gri gri bana bakıyor. Aydın Gün hocamızın büstüyle birlikte kontrol ekipmanları naylonlarla kapatılmış….havuzda su yok…selamlaştığım bahçıvan yok! Gişelerde afişler,gişede ,kapıda görevli dostlar…döner kapıdan girip çıkan seyirciler…

Yok!

Büyük afiş panolarında yırtık afişler.Gerçekleri nerede?

Gezi pastanesinde tanıdık yüzler arıyor gözlerim… tek tek masaları gözlemliyorum..

Yok!

Sekiz  gündür kesilmeyen baş ağrım geliyor aklıma. Sabah 07 de daha hava karanlıkken kalkmış, başımı yoklamış oh! ” 9 güne dayanamazdım” dememiş miydim ben? Sonra panjurları açıp denize doğru yarimle kahve içmiş, şükretmemiş miydik her şeye ?

Ya  öldüm ben ? bu sabah diye bir şey yok..

Ya da o hep rüyasını gördüğüm uzaylıların ellerinden bir anlığına kurtuldum… ölü ve bilmediğim bölgede gezinmeye mecbur bırakıldım?

Ya da bu bir.. kabusss!

Yürüyorum çooook uzun zaman sonra hesabım olan bankaya……….Mutlak uğramam gerekmese Taksime inmeyeceğim..Taksim içimi acıttı diyemeyeceğimden , içeri girip  kızacağım onlara “bir sigorta iptali dilekçesi için faks neyinize yetmiyor” diye…..Kanadım kırık bankadan içeri giriyorum.

Ne kızması.. imzamı nereye attığımı bilmeden çıkıp birkaç adım daha atıyorum….Papatya çiçek evi!

İçerisi boş…tanıdık yüzler yok! Sanırım başka bir firmaya kiralanmış ama o da yaşayamamış..Sanat yok,seyirci yok,çiçekler yok!!!! ….

Allahım! ….

Anılarrr….

Ben nerdeyim?  Hayalet şehir burası.

Kapının önünde ki simitçimiz…Yok!

Karşıya geçiyorum piyangocu köşede:) Ama teyze değil:( O na ne oldu kim bilir? Son dönemlerdeki adamcağız  vefasıyla köşenin nöbetçisi olmuş…

The Marmara’nın kapıları yenilenmiş hayretle ihtişamına bakıyorum,yanımdan geçenlerde bakışlarımda ki şaşkınlığı sezerek…. bana…..o kadar  zaman olmuş yani ben bizlerin mahallesinde gezinmeyeli.

Itır eczanesine uğruyorum,gördüğüm tüm tanıdıkları bir bir öpüyorum tüm sanatçı dostları görmüş,kavuşmuşum gibi.

Onlar da öksüz kalmış bizsiz……

Öyle diyorlar.

Hüngür hüngür ağlamamak için bari Venüs Tiyatrosuna bakmadan karşıya doğru yöneliyorum….Rüya sandığım kabustan uyanmalıyım…!

Uyanmalıyım…..!

Hemen uyanmalıyım…..! öldüysem…ya da uzaylılardan kaçabildiysem? Hiç olmazsa Bambi’ye uğrama fırsatını değerlendirmeliyim.

Hızla yürüyorum yerinde duruyor mu diye…..

Oh!

Duruyor.

Tanıdık yüzler… büyümüşler ama çoğu oradalar.Kasada başka biri.

Bir balerinin yiyemeyeceği kadar sipariş veriyorum.Tüm hücrelerime geçsin istiyorum anılar…..

Geçmiyor,

geçiremiyorum…………………………………………………..

AKM ,Taksim ,Sanatlar ve sanırım ben… ölmüşüz..

13.10.11

Hülya